Home > Umumi Vaziyet ve Manzara > Kırmızı Kitapa Tapanlar, Yetim Malı Yiyenler

Kırmızı Kitapa Tapanlar, Yetim Malı Yiyenler

Deli, Kırmızı Kitap’ını yazdı. Ona secde ettiler. Deli dedi: “Cifre vurdum, hesap ettim, iki Muhammed, toplasan 184 eder, o da ancak Bir Deli eder”. Bu sözü duydular Deli’ye yine secde ettiler. Deli’nin tahsili yoktu. Harfleri okur ama yazamazdı. Deli söylerdi şakirtleri yazardı. Deli’nin birden ilham geldi, gaipten haber verildi diye yazdırdıklarını «bunlar Allah Katında makbuldür» deyip sattılar karşılığında az bir bedel aldılar.

Cahil halkın elinden Türkçe Kur’anı aldılar. Arapça Kur’anı da kendilerine ayırdılar. O’nu
da sadece ölülere okudular.  Allah’ın (cc) indirdiği, Muhammed’in (S.A.V.) bildirdiği Kur’an’ın yerine Deli’nin Kırmızı Kitap’ını verdiler.

Allah (cc) kelamı “Allah göklerin ve yerin nurudur” ayetini Deli gördü: “Bakın benden söz ediyor” dedi. Deli İlkokula dahi gitmedi. Ona secde edenler kimse gitsin istemedi. Onlar okulu sevmediler. Bilgiyi, ışığı sevmediler. Aydınlıktan korktular.

Marconi radyoyu buldu. Deli, radyoyu gördü. “Bu radyonun içinde melaikeler var” dedi. Öyle açıkladı. İnandılar, sormadılar, merak etmediler.

Dedesi İngiliz akçesi ile beslendi. Mustafa Kemal’e, O’nun askerine İngiliz kurşunu sıktı,
sıktırdı. Evladı Amerikan Kürdistan’ına boyun eğdi, ruhunu şeytana sattı.

Türk’e düşman oldular. Alt kimliktir dediler. 33 etnik kökenden geldik dediler. Ne mutlu
Türk’üm diyene dersen, dağa taşa bunu yazarsan “etki tepkiyi doğurur” dediler.

Hem Deli’ye secde eden hem Katolikler’in Papa’sına diz çöken kişi, “La-ilahe ille-Allah” da derdi amma, “Muhammeden Resulullah” olsa da olur, kişiye kalmış derdi. Hıristiyanlar
Deli’ye secde edeni çok sevdi. Deli’ye secde eden, Amerika vatandaşlığına geçmek için kapı kapı dolaştı. Adamlarını tanıdığı papazlara, hahamlara yolladı. Amerikan devletinin  memurundan yardım dilendi. Hizmetlerinin karşılığını istedi.

Hizmetine karşılıktır diye hepsi kefil oldu: Papazlar, hahamlar, Amerikan devletinin
memurları.

Amerikan hâkimi hakkı hukuku eşit dağıttı. Dedi “sen meşhur ve faydalı işler yapan biriyim demişin. Amerikan vatandaşı olmak istemişsin.  Okuduk, dinledik, gördük; sen meslek sahibi bile değilsin. Bu dünyada bir taş bile dikmedin. Halkını Allah diye aldattın. Bir zeytin ağacı bile yetiştirmedin. Bir zeytin dalın bile yok. Sen sadece yetimin malını yersin, fitne fesat ve riyadan başka işin yoktur.
Para verdin kendini adam saydırdın. Lakin sen bize lazımsın. Elimizde olman
memleketime (ABD) daha faydalıdır.” Amerikan hâkimi Deli’ye secde edene Amerikan vatandaşlığı verdi.

Cumhuriyet, Doğu’da karlı dağların arkasındaki köylere öğretmen gönderdi. Okulun gönderine Türk Bayrağı diktirdi. Cumhuriyet’in öğretmeni çocuklara, “Korkma, Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak, Sönmeden Yurdumun Üstünde En Son Ocak” diye öğretti.

Onlar Köy Enstitülerini kapattılar. Tertemiz, saf, pırıl pırıl çocukları komünizmden korudular. Cahil bıraktılar, aç bıraktılar, büyük şehirlere göç edip ırgat olmaya zorladılar. Ama komünistlerden korudular.

Köy Enstitülerini kapattılar. Köylü çocuğun elinden kemanını, mandolinini aldılar. Onu keman, mandolin çalabilen öğretmenin yerine Deli’nin yazdığı Kırmızı Kitap okuyan kara
cahil öğretmene emanet etmek istediler.

Köy Enstitülerini kapattılar. Dünya klasiklerini okumuş, müzik aleti çalabilen, marangozluk bilen ve yetişip kendi köyüne giden, kendi okulunu kendi inşa eden öğretmeni sevmediler. Kendi köyüne bilginin ışığını getiren öğretmeni sevmediler. Onlar ışığı sevmediler. Onun için Köy Enstitülerini kapattılar.

Cumhuriyet, Doğu’da karlı dağların arkasındaki köylere öğretmen gönderdi. Okulun gönderine Türk Bayrağı diktirdi.

Cumhuriyet’in öğretmeni çocuklara, “Korkma, Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak, Sönmeden Yurdumun Üstünde En Son Ocak” diye öğretti.

Dedesi İngiliz akçesi alan, oğlu, düşmanı dost bilen, vatandaşını Amerikan memuruna şikâyet eden bundan rahatsız oldu.

Köyümün okulunun gönderinden bayrağı indirecekler. Kırmızı yeşil sarı bilmem ne bezi astırtacaklar. Burası “Büyük Orta Doğu Projesinin, ABD’nin Kürdistanı’dır” diyecekler.

Gördük ki, artık besbelli ki,” Türk Bayrağı mı olur indirin onu” diyecekler. Besbelli ki, “Türk milleti mi olur” diyen, “Türk Bayrağı olur mu” da diyecek.

Türk Bayrağını indirecekler, Türkiye bayrağını dikecekler. Bezini Amerikan bezinden
kesecekler. İtiraz edeni Ergenekon’a verecekler. İşyerinde CD bulduk diyecekler.

Köyümün okulunun gönderinden bayrağı indirecekler.
Kırmızı yeşil sarı bilmem ne bezi astırtacaklar. Burası “Büyük Orta Doğu Projesinin, ABD’nin Kürdistanı’dır” diyecekler.

“Türkiye ahalisine, din ve ırk farkı gözetilmeksizin vatandaşlık itibariyle Türk
denilir”di.  Şimdi Türkiye’de yaşayan 27 ayrı etnik gruba Türkiyeli denir denecek… Bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmayacak.

İtiraz eden olursa Ergenekon’a verilecek. Evine, işyerine yüz polis birden girecek. Evinde CD bulduk diyecekler.

  1. No comments yet.
  1. No trackbacks yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: